KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ

AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI

 

AİLE HEKİMLİĞİ ASİSTAN EĞİTİMİ

 

 

ÖNSÖZ

Aile Hekimliği camiasına katıldığım ilk günden bu yana, aile hekimliği konusunda çalışan herkesin en büyük probleminin aile hekimliğine bir tanım getirmek olduğunu gözledim. Bu problem o kadar büyüktü ki aile hekimliği uzmanı olmuş ve çeşitli sağlık kuruluşlarında görev yapan kişiler bile henüz kendi uzmanlıklarının ne olduğunun bilincinde değildiler. Yapılan bilimsel ve idari toplantılarda da halen bu konunun tartışılıyor olması beni bu kitapçığı yazmaya itti.

Aslında aile hekimliği asistanları için hazırlanmış bir eğitim programı taslağı olarak başlayan bu çalışma daha sonra benim irademinde dışında gelişerek bir aile hekimliği tanımı, görev analizi ve eğitim programı haline dönüştü. Tabii ki bu programda yazılanlar benim düşüncelerim ve bu düşüncelerin doğurduğu bir aile hekimi. Ancak bu düşüncelerin olgunlaşmasında diğer anabilim dallarından öğretim üyelerinin de görüşlerini alarak; bir aile hekiminin birlikte çalışacağı insanların gözüyle nasıl görüldüğünü de irdelemeye çalıştım.

Sonuç olarak bu kitapçığın; geçen 15 yılda Türkiye'de yapılmamış olan "aile hekimliği" tanımı, görev analizi ve eğitimi konularını tartışmaya açması ve tartışmalara bir yol gösterici olmasını amaçladım. Bu nedenle kitapçığın içeriğinin sabit olmadığını ve heran değişebileceğini de burada vurgulamak isterim.

Çalışmalarım sırasında yaptıkları olumlu katkılarla bana yol gösteren Kocaeli Üniversitesi'nin değerli öğretim üyelerine, sonsuz sabrını benden esirgemeyen eşime ve kitapçığı okuyarak bundan sonraki tartışmalara katılacak ve gerekli düzenlemeleri yapabilmem için bana geri bildirimde bulunacak herkese teşekkürü bir borç bilirim.

Doç.Dr.Süleyman GÖRPELİOĞLU
Kocaeli - 1998

 

 

1. GİRİŞ

Tanım ve Tarihçe

Dünyada Aile hekimliği kavramı ilk kez 1970'li yıllarda ortaya atılmış ve o zamanlar tıp dünyasında görülen aşırı uzmanlaşma çabalarına karşı bir hareket olduğu ileri sürülmüştür. Ancak zaman ilerleyip hastalık ve sağlık tanımları değiştikçe, aile hekimliğinin tanımı da gelişmiş ve sağlığın "insanın ruhsal, bedensel ve sosyoekonomik yönden tam bir iyilik halinde olması" şeklinde tanımlanmasıyla birlikte insanı sosyal, kültürel, ekonomik ve biyolojik çevresiyle birlikte ele alan; tanı, tedavi ve koruyucu hekimlik görevlerini yaparken bu çevrelerin insan üzerine etkilerini gözardı etmeyen klinik bir uzmanlık dalı olduğu kabul edilmiştir.

Bu bilgiler ışığında 1974 yılında Hollanda'da yapılan İkinci Avrupa Aile Hekimleri Eğitimi toplantısında birinci basamak hekimliği'nin insanı organ ya da sistemlerini esas alarak inceleyen, diğer klinik uzmanlık dallarından farklı bir uzmanlık dalı olduğu vurgulanarak Aile Hekimliğinin tanımı

"Yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın kişiler, aileler ve belirli bir topluluğa kişisel, birinci basamak, sürekli ve devamlı bakım veren lisanslı tıp doktorudur. Bu fonksiyonların bir sentezini yapması onu diğer uzmanlık dallarından ayırır. Hastalarına; muayenehanesinde, evde ve bazen bir klinik yada hastanede bakar. Amacı erken tanı koymaktır. Hastalık ve sağlık hakkındaki düşüncelerine fiziksel, psikolojik ve sosyal faktörleri de dahil eder. Kendisine bir hekim olarak getirilen tüm sağlık problemleri hakkında bir ilk değerlendirme yapar. Kronik, tekrarlayıcı yada terminal hastalığı olan hastalarının devamlı bakımını üstlenir. Hastasıyla uzun süreli ilişki kurması, her hastası için tekrarlayan zamanlarda profesyonel olarak kullanabileceği bilgiler toplayabilmesi ve karşılıklı güvene dayalı bir ilişki kurması anlamına gelir. Diğer medikal ve paramedikal uzmanlarla birlikte çalışır. Hastalarının ve ailelerinin sağlığını arttırabilmek için tedavi, koruma ve eğitim hizmetleri arasında nasıl ve ne zaman geçiş yapılacağını bilir. Topluma karşı da profesyonel sorumluluğu olduğunu unutmaz."

şeklinde yapılmıştır. Bu tanımın satır aralarına baktığımızda birçok farklı sistemlerde farklı görevler üstlenmelerine rağmen aile hekimlerinin değişmez bazı özellikleri olduğunu söyleyebiliriz. Bu özellikler şöyle sıralanabilir:

 

Aile Hekiminin Özellikleri

1. Genel: Aile hekimlerinin verdiği hizmet nüfusun sadece belli kesimleri ile sınırlı değil, yaş, cinsiyet, sosyal sınıf, ırk veya dine bağlı olmaksızın herkes içindir. Ayrıca yakınmaların bazıları veya sağlıkla bağlantılı sorunların hiçbiri hariç tutulmadığı için de geneldir.

2. Kolay Ulaşılabilir: Aile hekimliği hizmetlerine çok az bir gecikme ile çok kolay ulaşılabilir. Bu ulaşılabilirlik hem coğrafi hem de kültürel anlamda sağlanırken mali sorunlardan etkilenmemelidir. 

3. Entegre : Aile hekimliği tedavi ve rehabilitasyon yanında, sağlığın geliştirilmesi ve hastalıkların önlenmesini de kapsar. 

4. Sürekli : Aile hekimliği hastalığın sadece belirli bir evresiyle sınırlı değildir ve kişilerin sağlıklı dönemleri de dahil olmak üzere tüm yaşantılarını kapsar. 

5. Ekip Üyesi : Aile hekimi tüm bu hedeflere ulaşmak için iyi işleyen ve farklı disiplinlerden oluşmuş bir ekibin parçası olmalıdır. 

6. Bütüncül : Bireyler, aileler ve toplumun sağlık sorunları, fiziksel, psikolojik ve sosyal açılardan değerlendirilmelidir. 

7. Kişisel : Aile hekimliği hastalık merkezli olmaktan çok, öncelikle birey merkezlidir. Hasta ve doktor arasındaki kişisel ilişkiye dayanır. 

8. Aile Merkezli : Aile hekimliğinde sorunlar aile ve kişinin sosyal örüntüsü bağlamında ele alınır. 

9. Toplum Yönelimli : Hastanın sorunları kendi sosyal çevresi bağlamında incelenmelidir. Aile hekimi, bu topluluğun sağlık gereksinimlerinden haberdar olmalı ve yerel sağlık sorunlarında olumlu gelişmeler başlatmak için diğer sektörlerle de işbirliği yapmalıdır. 

10. Koordine : Bireylerin ilk başvuruda tanımladıkları sağlık sorunlarının büyük bir çoğunluğu aile hekimi tarafından çözülebilirse de, diğer durumlarda hasta için uygun bir sevk kararı verilebilmelidir. Bu tür bir sevkin sonuçları hasta ile aile hekimi arasında değerlendirilmelidir. 

Aile hekimi mevcut hizmetleri ve bu hizmetleri en iyi nasıl kullanılabileceği hakında hastasını bilgilendirmeli ve hastanın aldığı tüm öneri ve desteğin de koordinatörü olmalıdır. 

11. Gizlilik : Kişiler doktorları ile tamamen gizlilik içinde görüşmeyi ve kendilerine ait tüm bilgilerin saklı kalmasını bekler. 

12. Savunuculuk : Aile hekimleri her zaman, tüm sağlık konularında ve diğer sağlık hizmeti veren kişilerle olan ilişkilerinde sürekli olarak hastaların yanında / tarafında olmalıdır.

Aile hekimlerinin özellikle kişiye yönelik, sürekli, geniş ve koordineli sağlık hizmeti sunumunun sağlanmasında öncü pozisyonunda olduğu görülmektedir. Diğer birinci basamak hizmeti verenlerle karşılaştırıldığında, sağlık kaynaklarının en uygun şekilde kullanımındaki rolleri çok önemlidir. Gelecekte, toplum sağlığı ve bireysel sağlık hizmetleri arasındaki koordinasyonu geliştirebildiklerinde, sağlık hizmet sistemlerindeki rolleri çok daha seçkin olacaktır.

 

Türkiye'de Aile Hekimliği

Aile Hekimliği kavramı ülkemizde ilk kez tüm dünya ile eş zamanlı olarak 1970'li yılların ortalarında tartışılmaya başlanmış ve o dönemde genel olarak sağlık ocağı hekiminin fonksiyonlarından biri olarak düşünülmüş, ayrı bir uzmanlık olması fikri genel bir kabul görmemiştir. 

1983 yılına gelindiğinde artık dünyada 10 yıldır var olan aile hekimliği uzmanlığının Türkiye'de de verilmesi zorunlu hale gelmiş ve bu yıl tababet uzmanlık tüzüğüne alınarak Türkiye'de aile hekimliği bir uzmanlık dalı olarak kabul edilmiştir. 

Aile hekimliğinin bir uzmanlık dalı olarak kabul edilmesiyle birlikte birçok tartışma da ortaya çıkmıştır. Bu tartışmaların kökeninde Türkiye'deki aile hekimliği tanımının bir uzmanlık dalı olarak değil de bir "sistem" olarak yapılması yatmaktadır. 

Ortaya ilk atıldığından bu yana Sağlık Bakanlığı aile hekimi tanımını " ... bakanlıkça belirlenmiş asgari standartlara uygun bir mekanı asli görev yeri olarak kullanan, bölge sağlık idaresi ile sözleşmeli olarak kendisine kayıtlı kişilerin sağlığını korumak ve geliştirmek üzere kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı , tedavi ve rehabilite edici hizmetlerden sorumlu hekimdir " olarak yapmakta ve bu tanımı zaman zaman değiştirse bile temel felsefesinden geri adım atmamaktadır. Ancak tüm direncine rağmen Sağlık Bakanlığı Nisan 1997'de yayınladığı "Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri ve Aile Hekimliği Kanunu Tasarı Taslağı ve Gerekçeleri " dökümanında "aile hekimliğini" bir uzmanlık alanı; "aile hekimliği birimini" ise hizmet sunulan birim olarak ayırmıştır. 

Sağlık Bakanlığının sağlık sisteminde yapmayı planladığı köklü değişikliklerin temeline kendisinin yaptığı aile hekimliği tanımı yerleştirmesi özellikle halk sağlığı anabilim dallarının karşı çıkmasına ve sanki aile hekimleri sadece genel sağlık sigortası varsa varmış gibi davranmalarına neden olmuştur. Hatta bazı fanatik çevreler bu durumu " ..... birinci basamağı aile hekimlendirecek. Pratisyen hekimlere -daha doğrusu- sağlık ocaklarına gerek yok." şeklinde yorumlayarak aile hekimliğinin sosyalizasyon sistemine bir alternatif olduğu imajını yaratmaya çalışmaktadırlar. 

Temeli eksik bilgi ve tartışma yetersizliğine dayanan bu saptırmaların, Türkiye'ye yararlı olacak "karşılıklı fikir alışverişleri" haline dönüşebilmesi için kişisel güç kaybı endişesinden arındırılması gerekir.

 

Aile Hekimlerinin Eğitimi

Dünyadaki gelişmelere paralel olarak Avrupa Konseyi, 1986 yılında, Avrupa Topluluğu üyesi ülkelerin birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda görev alacak hekimlerin tıp fakültesi mezuniyeti sonrası en az 3 yıl aile hekimliği eğitimi almış hekimler olması gerektiğini karara bağlamış ve bu kararın uygulanmaya başlanması için 1.Ocak.1995 tarihini hedef olarak belirlemiştir.

Aile Hekimliği Uzmanlığının, tüm dünyada birinci basamak kişiye yönelik koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin yürütülmesinde esas rolü oynayacağının kabulunden sonra karşımıza çıkan en önemli problemlerden biri bu hekimlerin eğitimleri olmuştur. 

Bu konuyla ilgili çalışmalar ilk olarak 1970'li yıllarda başlamış ve günümüze kadar geliştirme çalışmaları devam edegelmiştir.Bu konu en son olarak 5 Nisan 1993 tarih ve 93/16/EEC sayılı "Avrupa Konseyi Doktorların Serbest Dolaşımı ve Diplomaların ve Diğer Resmi Belgelerin Karşılıklı Tanınması Hakkındaki Direktifinde dile getirilmiş ve aşağıdaki şartları içermesi gerektiği vurgulanmıştır. (Eğitimle ilgili maddeler buraya alınmıştır).

Madde 30 : Sınırları içinde Madde 23'de belirtilen koşullarda eğitim veren üye ülkeler; enaz madde 31 ve 32'de belirtilen koşulları sağlayacak özel bir aile hekimilik eğitimi sağlamalıdırlar. Bu eğitimin sağlanmasından itibaren, 01.Ocak.1997 tarihinden daha geç olmamak üzere, böyle bir eğitimin tamamlandığına dair diploma, sertifika yada benzer resmi bir belge verilmeye başlanmalıdır.

Madde 31 : 

I- Madde 30'da belirtilen özel aile hekimilik eğitimi enaz aşağıdaki koşulları içermelidir. 

a) Giriş Madde 23'de şartları belirtilen enaz 6 yıllık bir eğitimin başarıyla tamamlanmasından sonra olmalıdır. 

b) Enaz 2 yıl süren aralıksız (full-time) bir eğitim olmalı ve yeterli eğitimci yada kuruluşlarca desteklenmelidir. 

c) Teorikten daha çok pratik eğitime yönelmelidir. Pratik eğitimin bir bölümü yeterli araç-gereç ve servisleri olduğu kabul edilmiş bir klinik yada hastanede enaz 6 ay süreyle; diğer bölümü yine enaz 6 ay süreyle yeterliliği kabul edilmiş, birinci basamak (primary care) hizmet veren bir kuruluşta verilmelidir. Eğitim, aile hekimilikle ilgilenen diğer kuruluşlarla temas halinde sürdürülmelidir; hatta, daha önce sayılan rotasyon ve sürelerinde değişiklik yapılmamak şartıyla, aile hekimilikle ilgili faaliyetleri olan kuruluşlarda da en fazla 6 ay süreyle pratik eğitim verilebilir. 

d) Eğitilenler birlikte çalıştıkları kişilerin mesleki aktivite ve sorumluluklarını paylaşmalıdır. 

II- Üye ülkeler eğitim programlarını 1(c) paragrafında belirtilen minimum sürelere uydurma işlemini en çok 01.Ocak.1995 tarihine kadar erteleyebilirler. 

III- Üye ülkeler aile hekimilik özel eğitimini tamamlayan kişilere; eğer Madde 3'de belirtilen diploma, sertifika yada benzeri resmi bir belgeleri varsa; aile hekimilik eğitimini tamamladıklarına dair diploma, sertifika yada benzeri resmi bir belge verirler.

Madde 32 : 

Eğer 22.Eylül.1986 tarihi itibariyle üye bir ülkede aile hekimilik eğitimi, kişinin kendi ofisinde ve bir eğitici danışmanlığında sürdürülen, deneyim kazandırma eğitimleri şeklinde yürütülüyorsa; bu üye ülke bu çeşit bir eğitimi deneysel temelde ve aşağıdaki şartlara uymak koşuluyla sürdürebilir. 

- Eğitim Madde 31 (1) (a) ve (b) ve (3) ile uyumlu olmalıdır 

- Eğitimin süresi Madde 31 (1) (b)'de beliritilen süreler ile aşağıda sayılacak rotasyon yerlerinde geçirilecek süre arasındaki farkın 2 katı olmalıdır 

- Eğitim uygun araç ve servisleri olduğu onaylanmış bir hastane yada klinikte ve hekimlerin birinci basamak (primary care) hizmet verdiği yine onaylanmış bir merkez yada aile hekimi yanında geçirilecek bir süreyi kapsamalıdır; 1.Ocak.1997'den itibaren buralarda geçirilecek süre enaz 6 ay olmalıdır.

Madde 33 : 

Kazanılacak deneyimler temelinde ve aile hekimilik eğitiminde olacak gelişmeler ışığında komisyon, en geç 01.Ocak.1996 tarihinde "Madde 31 ve 32'ye uyum sağlanması" ve "özel aile hekimilik eğitiminin standardizasyonu" konularında gelecek öneriler doğrultusunda bir rapor hazırlayarak Konseye sunacaktır.

 Konsey 01.Ocak.1997 tarihinden önce, yapılan anlaşmalar ışığında bu öneriler üzerinde çalışacaktır.

Madde 34 : 

I- Üye ülkeler Madde 31 (1) (b)'de sayılan full-time eğitim prensiplerinden taviz vermeden ve bir yandan bu eğitim devam ederken diğer yandan aşağıdaki koşulları içermek şartıyla aile hekimilik eğitimi için özel part-time eğitimler düzenleyebilirler. 

- Eğitimin toplam süresi part-time olması nedeniyle kısaltılmamalıdır. 

- Part-time eğitimin haftalık süresi, full time eğitimin haftalık süresinin %60'ından az olmamalıdır. 

- Part-time eğitimin bir kısmı bir hastane yada klinikte ve birinci basamak (primary care) veren bir kuruluşta full-time çalışma dönemlerine ayrılmalıdır. Bu full-time eğitim periodları etkili aile hekimilik yapmak için yeterli sıklık ve uzunlukta olmalıdır. 

II- Part-time eğitimin kalitesi full-time ile aynı olmalıdır. Eğitim sonunda Madde 30'da belirtilen diploma, sertifika yada eşdeğer resmi bir belge verilmelidir.

Madde 35 : 

I- Hangi hakları tanıdıklarına bakılmaksızın üye ülkeler; Madde 30'da belirtilen bir diplomayı, Madde 31 ve 32'de belirtilen eğitimi tamamlamamış ancak başka bir ek eğitimi tamamladığına dair başka bir üye ülke tarafından verilmiş bir belgeye sahip kişilere, verebilirler. Ancak diploma verilmesini sağlayan böyle bir eğitim Madde 31 ve 32'de belirtilen becerileri kazandırmış olmalıdır. 

II- Kurallarını paragraf I'e adapte etmek için üye ülkeler, Madde 31 ve 32'deki koşullara uygun bir eğitim olarak kabul edilebilmesi için, adayların hangi ek eğitim yada tecrübelerinin gözönüne alınacağını tespit edeceklerdir. 

Üye ülkeler Madde 30'da belirtilen diplomayı sadece adaylar Madde 31 (1) (c)'de belirtilen ve birinci basamak (primary care) hizmet veren bir kuruluş yada hekim yanında çalıştıktan sonra verebilirler.

Madde 36 : 

I- 01.Ocak.1995'den itibaren ve kazanılmış haklara bağlı olarak her üye ülke, Madde 30'da belirtilen diplomaya sahip olma koşuluyla, aile hekimiliği kendi sosyal güvenlik sisteminde uygulayacaktır. ancak özel GP eğitimi alacaklar bu durumdan muaf tutulabilirler. 

II- Her üye ülke kabul ettiği hakları belirleyecek ancak 31.Ekim.1994 tarihi itibarıyla Madde 30'da belirtilen diploması olmayan ve sosyal güvenllik sistemi içinde GP olarak çalışanlara, Madde 1-20'ye uygun olarak ve Madde 2 yada 9 (1)'e dayanarak ülke içinde GP aktivitelerini yapma hakkını tanıyacaktır. 

III- Üye ülkeler Madde 23'de belirtilen eğitimi başka bir ülkede tamamlayan herhangi bir doktorun kendi ülkesinde Madde 2 yada 9 (1)'e dayanarak 31.Ekim.1994 tarihine kadar çalışabileceğini gözönüne alarak; paragraf I'i 01.Ocak.1995'den önce uygulayabilirler. 

IV- Üye ülkelerin yetkilileri, isteğe bağlı olarak, Madde 30'a göre eğitim almamış hekimlerin paragraf II'ye dayanarak kazanılmış haklarının olduğunu belirten bir sertifika verebilirler. 

V- Paragraf I'deki hiçbir şey, üye bir ülkeyi, diğer bir üye ülkeden gelen ancak özel GP eğitimi aldığını belgeleyen bir diploması olmayanları kendi sosyal güvenlik sistemi içinde çalıştırmama; yada üye olmayan bir ülkeden gelmiş ancak böyle bir diplomaya sahip olanları çalıştırma hakkından mahrum edemez.

Maddelerin incelenmesinden de anlaşılacağı gibi aile hekimliği / aile hekimilik eğitimi 

1) Tıp Fakültesi sonrasında verilmeli 

2) Bir üniversite bünyesinde ya da denetiminde olmalı 

3) En az 2 yıl aralıksız (full time) olmalı 

4) Eğitim süresinin en az yarısı pratik eğitime ayrılmalı 

5) Part-time eğitim verilecekse verilen eğitimin süresi full-time eğitimden az olmamalı Part-time eğitimde verilen pratik eğitimin bir kısmı aile hekimliği merkezi yada eğitim özelliği kabul edilmiş birinci basamak hizmet sunulan bir yerde eğitici denetiminde full time olarak geçirilmelidir

Türkiye'deki aile hekimliği eğitimi 1985 yılından bu yana Ankara, İstanbul ve İzmir'deki eğitim veren devlet hastanelerinde; 1995 yılından bu yana da Trakya Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi bünyesinde sürdürülmekte; aile hekimliği anabilim dallarının aktif olarak çalışmaya başladığı Kocaeli Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi, Adnan Menderes Üniversitesi, ve Celal Bayar Üniversitesi'nde ise eğitim programı açılması çalışmaları devam etmektedir. 

Tüm karşı çıkmalara ve olumsuz koşullara rağmen ülkemizde 1988 yılından başlayarak günümüze kadar 400 civarında aile hekimliği uzmanı yetiştirilmiştir; halen 700 civarında da aile hekimliği asistan eğitimi almakta olan hekim vardır. 

Ancak aile hekimliği uzmanı olarak yetiştirilmekte olan bu hekimlerin eğitimleri oldukça yetersizdir ve eğitim alınan kişi ve kurumların konuya gösterdikleri ilgi ve olanakları doğrultusunda büyük farklılıklar içermektedir. Halen devam etmekte olan programlarda eğitim gören aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin eğitim müfredatı 1983 yılında kabul edilen tababet uzmanlık tüzüğü doğrultusunda yürütülmektedir. Bu tüzüğe göre 3 yıllık bir eğitim süresi belirli klinik rotasyonlar şeklinde geçirilmekte (9 ay İç Hastalıkları, 9 ay Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, 8 ay Kadın Hastalıkları ve Doğum, 6 ay Genel cerrahi ve 4 ay Psikiyatri) ve bu sürenin sonunda uzmanlık tezi adı altında bilimsel ve orijinal bir çalışma yapılarak oluşturulan bir jüriye sunulmakta; hazırlanan tez yeterli bulunursa aday sözlü sınava alınarak bu sınavı da başardığı takdirde Aile Hekimliği Uzmanı ünvanını almaktadır. 

Aile hekimlerinin sağlık kaynaklarını en uygun şekilde kullanabilmeleri için hizmet verecekleri toplumun gereksinimleri doğrultusunda eğitilmeleri vazgeçilemez bir koşuldur. Ancak eğitimin çoğunlukla hastalık tanı ve tedavisinin ağır bastığı ve hastalığın gelişiminin daha az vurgulandığı, hastane ortamında olması, mezun olan hekimlerin toplum kökenli ve kişisel bakıma alışık olmayışı sonucunu doğurmaktadır. 

Aile hekimlerinin eğitimlerinde hedef olarak alınması gereken toplumda sık rastlanan ayaktan tedavisi mümkün hastalıkların Türkiye'deki dağılımını gösteren bir kaynağa rastlayamadık. Ancak herhangi bir nedenle hekime başvuran kişilere verilen hizmetler ve bunların dökümleri konusunda Amerika'da yapılan bir çalışmanın sonuçları tablo 1, tablo 2 ve tablo 3'de verilmiştir.

 

TABLO 1: Polikliniklerde Ençok Konan 20 Temel Tanı ve Bunların Sayıları (Vizit Sayısı X Bin)

TEMEL TANI

Aile Hekimine

 Pediatriste

İç Hastalıklarına

Kadın Doğumcuya

Esansiyel Hipertansiyon

13335

32

10034

201

Akut ÜSYE

8239

6226

3040

244

Genel Medikal Bakım

6979

4276

2495

4628

Süpüratif ve Özelliği Olmayan Otitis Media

6548

10461

1029

69

D.Mellitus

6188

59

6168

18

Akut Farenjit

5540

3436

1434

130

Kronik Sinüzit

5489

1977

2056

71

Akut veya Kr. Bronşit

5447

2174

2186

84

Normal Gebelik

4088

0

72

18896

Boyun ve Sırt Zedelenmeleri

3519

112

919

10

Özelliği Olmayan Sırt Hast.ları

3012

64

648

10

Alerjik Rinit

2942

1464

1084

27

Bebek-Çocuk Bakımı Hakkında Danışmanlık

2745

2410

62

54

Üriner Yol. Enf.ları ve Diğer Hastalıklar

2573

364

1304

502

Genel Semptomlar

2487

373

1201

36

Obesite ve Hiperalimentasyon

2023

43

647

255

Astım

2009

1348

1193

27

Osteoatroz ve Bağlı Bozukluklar

1982

0

1768

13

Kontakt Dermatit ve Diğer Egzema Çeşitleri

1944

1282

486

89

Akut Tonsillit

1913

1182

284

108

 

TABLO 2:  Bazı Uzmanlık Dallarına Ait Fizik Muayene Dışında Tanıya Yönelik Hizmetlerin Dökümü Vizit Sayısı ( X Bin)

Tanıya Yönelik Hizmet

Aile Hekimi

Pediatrist

İç
Hastalıkları

Kadın
 Doğumcu

Papanicolau Testi

7.911

165

3.572

20.286

Pelvik Muayene

9.770

266

3.800

34.357

Meme Palpasyonu

8.326

174

6.440

18.507

Mammografi

2.776

0

2.602

4.102

Görsel Keskinlik Testi

3.015

2.284

1.636

180

İdrar İncelemesi

25.085

5.903

15.916

27.480

Göğüs Filmi

7.792

1.138

6.088

358

Rektal Tuşe

5.902

71

6.324

7.365

Gaitada Gizli Kan

4.402

61

7.345

1.909

Oral Glukoz Tolerans Testi

1.074

66

552

1.002

Diğer Kan Testleri

28.184

8161

27314

8.632

 

TABLO 3: Hekimler ve Bazı Uzmanlar Tarafından Verilen Tedavi Edici Hizmetlerin DağılımıVizit Sayısı ( X Bin)

Tedavi Edici Hizmetler

Aile Hekimi

 Pediatrist

İç Hastalıkları

Kadın Doğumcu

Medikasyon

144.052

54.250

71.967

26.814

Danışmanlık Hizmetleri

67.576

26.702

47.611

28.797

- Kilo Verme

16.463

442

14.904

3.203

- Kolesterol Düşürme

7.008

54

10.092

777

- Sigara Bırakma

6.160

19

4.458

1.262

- HIV Bulaşması

525

41

747

75

- Kendi Kendine Meme Muayenesi

4.004

248

3.676

5.567

- Diğer Danışma Hizmetleri

43.174

26.098

28.646

21.593

Psikoterapi

3.146

223

3.013

225

Küçük Cerrahi

2.014

161

382

799

Fizyoterapi

5.650

150

2.166

163

Diğer Tedavi Hizmetleri

21.002

6.840

9.118

3.266

 

Görüldüğü gibi aile hekimlerinin görev sınırları oldukça farklı konularda eğitimi gerekli kılmaktadır. Böylesi bir eğitimin sağlanması ise aile hekimliği uzmanlık eğitimine programlanmış bir yaklaşımı gerektirmektedir. İşte bu gerekçelerle Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı tarafından aile hekimleri asistanları için bir eğitim programı hazırlanmıştır.

 


 

Next >>