Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi
 

Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı

Anabilim Dalımızın Misyonu ve Vizyonu

KOÜ Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi ABD yetişkin kardiyak ve vasküler cerrahi alanında kaliteli ve kapsayıcı konsültasyon ve hasta bakım hizmeti sağlar. Kardiyovasküler tıp günümüz tıbbının dinamik, sürekli gelişen alanlarından birisidir. Anabilim dalımız bu alandaki yeniliklerin ve ileri teknolojinin bölge insanının hizmetine sunulmasını amaçlar.


Amaç

Türkiye’nin sağlık sorunlarını bilen ve kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi ile ilgili sorunların üstesinden gelebilecek bilgi, beceri ve tutumlarla donanmış,
Yurtiçi veya yurtdışı kalp ve damar cerrahisi kliniklerinde hekimlik ve yöneticilik yapabilecek, Mesleğinin etik kurallarını gözeterek uygulayan,
Araştırıcı ve sorgulayıcı olan,
Kendisini sürekli olarak yenileyip geliştiren,
Uluslararası düzeyde kabul edilen ölçütlerde Kalp ve Damar cerrahı yetiştirmektir.


Anabilim Dalımız Tarafından Verilen Hizmetler

Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’nın 19 servis yatağı (3 ü tek kişilik özel oda, 8 i çift kişilik odalar), 6 yoğun bakım yatağı ve 1 ameliyathane salonu mevcuttur.

Polikliniğimiz, yıllık 10.000 civarı hastaya randevusuz, günü birlik olarak hizmet sunmaktadır.

Hasta profilimizi erişkin koroner arter hastalığı, kapak hastalığı, abdominal aorta ve ekstremitelerin tıkayıcı arter hastalıkları, hemodiyaliz amaçlı a-v fistüller, assendan aort, abdominal aort ve periferik anevrizmalar, karotis arter tıkanıklığı ve iskemik diyabetik ayak, derin ven trombozu, venöz yetmezlikler ( varis ), venöz ülserli hastalar oluşturmaktadır.

Ana grubu oluşturan koroner bypass cerrahisi on-pump veya off-pump (çalışan kalpte) yapılmaktadır. Yıllık yaklaşık 700 cerrahi işlem gerçekleştirilmekte olup, bunun yine yaklaşık 250 kadarını açık kalp cerrahisi içerir.

Varis ameliyatlarımız hastanın uygunluğuna göre klasik cerrahi ve endovasküler laser yaklaşımlarıyla yapılmaktadır.

Sayfa Başı

Hastalıklar (SSS)
Kalp ve Hastalıkları
Kalbin İşlevi

Temel olarak:
Oksijenlenmiş kanı arteriyel sisteme ve hücrelere pompalamak
Kirli kanı venöz sistem aracılığı ile toplayarak yeniden temizlenmek ve oksijenlenmek üzere akciğerlere göndermek

Koroner Arter Nedir?

Koroner arterler kalp kasının beslenmesini sağlayan atardamarlardır. Kalp enerji ve oksijen gereksinmesini koroner arterlerce taşınan kanla sağlar. Koroner damarlar kalpten çıkan ana atar damardan (AORTA) beslenirler. Kalpte başlıca 2 ana koroner bulunur. (SAĞ ve SOL koronerler) Sol koroner kalbin daha büyük bir bölümünü beslediğinden daha önemlidir. Sol koronerden ayrılan ön inen dal (LAD) kalbin en hayati bölümlerini besleyen çok önemli bir damardır. Yine sol koronerin dalı olan sirkumfleks ve diagonal dallar kalbin sol yan ve arka duvarını besleyen önemli damarlardır. Sağ koroner damar ve dalları ise kalbin sağ ve arka duvarlarını beslerler.

Koroner Arter Hastalığı Nedir?

Koroner Arter Hastalığı, günümüzde artık en sık rastlanılan ve en önemli sağlık sorunlarından biridir. Bu hastalık, kalp kasını besleyen ana damarların çeşitli nedenlerle daralması veya tıkanması, böylece kalbin yeteri kadar beslenememesi anlamına gelir. İlerleyen dönemlerde müdahale edilmezse kalp krizine neden olabilmektedir. Koroner arter hastalığı olanlar özellikle efor sonrası göğüslerinde ve sol ya da sağ kollarında ortaya çıkan 2-3 dakika süren ağrıdan yakınırlar.

Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte;
Sigara içmek
Hipertansiyon
Diyabetes mellitus(şeker hastalığı)
Yüksek kolesterol düzeyi
Aktivite azlığı
Alkol tüketimi ve stres etkin olabilmektedir.

Tedavisinde; ilaç tedavisi veya ilerleyen dönemlerde ameliyat (bypass) önerilmektedir.

Koroner bypass operasyonunda en sık bacaklardan alınan toplardamarlar ve göğüs iç duvarından alınan atardamarlar kullanılır. Özel durumlarda ise mide damarı, karın ön damarı, önkol atardamarı ve kolun toplardamarları da kullanılabilir. Bu damarların bir ucu tıkalı koronerin aşağısına diğer ucu ise kalpten çıkan ana damara (aorta ) dikilir. Böylece tıkalı damarın beslediği bölgelere kan akımı sağlanmış olur.

Kalp Kapakları ve Hastalıkları

Kalbimizde kulakçıklarla (atrium)karıncıklar arasında 2, karıncıklar (ventrikül) ile kalpten çıkan büyük damarlar arasında da 2 adet olmak üzere 4 tane kapak vardır. Bu kapaklar yapıları gereği kanın tek yönde akmasını sağlarlar. Sol karıncıkla aorta arasındaki “AORT” ve sol kulakçıkla sol karıncık arasındaki “MİTRAL” KAPAKLARI kalbin en önemli iki kapağıdır.

Değişik nedenlerle kalp kapaklarının kireçlenerek kapağı oluşturan elemanların birbirine yapışması kapak darlıklarını, dejenere olarak genişlemesi ise kapak yetmezliklerini meydana getirir. Darlıklarda kan yeterince rahat akamayacağı için, yetmezliklerde de geriye kaçacağı için çeşitli derecelerde rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Kapak hastalıklarının en önemli nedeni çocukluk veya gençlik çağında geçirilen akut eklem romatizmasıdır. Bu genellikle streptokok denen ve boğaz anjini yapan bir mikroorganizmaya vücudun gösterdiği direnç sonucu oluşur. Bazı durumlarda koroner damar hastalığı ile birlikte kalp kapakçıkları da beraber ya da koroner damar hastalığına bağlı olarak hastalanmış olabilirler.

Kapak hastalıklarının tedavisi cerrahidir. Bozuk kapak tamir edilemez durumda ise çıkartılarak yerine suni kapak takılır. Gelişen teknoloji sayesinde kapak protezleri çok gelişmiştir. Ancak buna rağmen mekanik kapak takılan hastalar yaşam boyu bazı ilaçları kullanmak zorundadırlar.

Eve Dönüş

-Ameliyatınızdan sonra 6-8 gün içinde evinize dönecek kadar iyileşmiş olursunuz.

-Ortalama 6-8 hafta süren bir iyileşme döneminiz vardır. İyileşme döneminiz içinde unutkanlık,uykusuzluk ve iştahsızlık olabilir.Bunlar geçicidir.

-Ameliyat sonrası vücudun savunma mekanizmaları baskılandığından dolayı, enfeksiyona karşı dikkatli olunmalıdır. İlk günler ziyaretçi kabul edilmez.Daha sonraları kısa süreli ziyaretler kabul edilebilir. Fakat ziyaretlerde temastan kaçınılmalıdır.

Dikişler ve Banyo

Genellikle 10 gün sonra veya taburculuk sonrası ilk kontrolünüzde dikşleriniz alınacaktır. Dikişlerinizin tamamı alındıktan sonra oturarak duş tarzında ve ılık su ile olmak üzere banyo yapabilirsiniz.

Beslenme

İlk bir ay sıkı bir diyet önermiyoruz. Daha sonraki dönemde kolesterolden ve tuzdan kısıtlı bir diyet tercih ediniz.

-Katı yağ yerine sıvı yağ tercih ediniz.

-Kırmızı et yerine beyaz et ve balık tercih ediniz.

-Hamur işlerinden mümkün olduğunca uzak durunuz.

-Kilo almaktan kaçınınız.

Yürüyüş-Yatış Pozisyonu

İlk yürüyüşlerinizi ev içinde ve düz bir zeminde yapınız. Yavaş yavaş yürüyüş mesafenizi arttırın. Azami haftada üç gün 45 dakika olacak şekilde yürüyüş yapabilirsiniz.Merdiven çıkmanızda bir sakınca yoktur. Fakat daha çabuk yorulacağınız için dinlenerek merdiven çıkınız.

Ameliyat sırasında kesilen iman tahtası da denilen göğüs kemiğinizin iyileşmesi için 6-8 hafta gibi bir zaman geçmesi gerekmektedir. Bu dönemde içinde yan yatmamalı, göğüs kemiğinizi oynatabilecek ani sağa-sola dönüşlerden, tek bir kolunuza ağırlık verecek hareketlerden kaçınmalı, 5 kg. üzeri ağırlık kaldırılmamalıdır.

Sigara-Alkol

Sigara içmeyiniz, içilen ortamda bulunmayınız.

Birer kadehten haftada 2 kez olmak üzere alkol alabilirsiniz.

Cinsel Yaşam

Eğer iki kat merdiveni sorunsuz çıkabiliyorsanız cinsel ilişkide bulunmanızda sakınca yoktur. Doğurganlık dönemindeki bayan hastalar;

-Gebeliğe izin verilip verilmeyeceği,

-Verilirse zamanlaması ve dikkat edilecekler,

-Gebelikten korunma yöntemlerini hekiminize danışınız.

Varis Çorabı

Çorap ayaklarınızda şişlik olmasını engellemek ve şişlikleri azaltmak için kullanılır. Çorabınızı sabah yataktan kalkmadan giyiniz, gece yatarken çıkarabilirsiniz. Çoraplarınızın uygun ölçülerde olmasına dikkat ediniz.

İlaç Kullanımı

Taburcu olurken hekiminizden reçetenizi almayı unutmayınız. Reçete edilen ilaçları düzenli bir şekilde kullanınız. İlaçlarınızı kontroller esnasında doktorunuz kesmedikçe devamlı kullanmanız gerekmektedir.

Ne Zaman Kontrole Gelmeliyim?

Her şey yolunda giderse bir hafta sonra kontrole gelmelisiniz. Bunun dışında;

-Yara yerinde oynama,

-Yara yerinde akıntı,

-Ateş,

-Çarpıntı şikayetiniz olursa beklemeden doktorunuza başvurunuz.

COUMADİN

Kanın pıhtılaşmasını önleyen bir ilaçtır. Pıhtı oluşmasını ve oluşan pıhtının büyümesini engeller. Ancak daha önceden var olan pıhtıyı eritmez. Dozu doktorunuz tarafından INR denilen kan tetkikine göre ayarlanır.

Coumadin Kullanırken Yapılması Gerekenler

- Coumadini doktorunuzun size tavsiye ettiği şekilde kullanın.

- Günlük yeme alışkanlıklarınızı ve aktivitelerinizi her gün için aynı tutmaya çalışın, bilmediğiniz yiyecek ve içeceklerden kaçının.

- Sizden istendiği zaman kan tahlillerinizi yaptırmayı kesinlikle ihmal etmeyin.

- Hastalanma, yaralanma ve durdurulamayan kanama durumlarında mutlaka doktorunuza başvurun.

- Diş hekimine gittiğinizde veya herhangi bir sağlık uygulamasında operasyonu gerçekleştiren sağlık görevlisine Coumadin kullandığınızı bildirin.

Yapılmaması Gerekenler

- Telafi amacıyla fazladan tablet almayın.

- Hamile iseniz veya kalma ihtimaliniz varsa Coumadin kesinlikle kullanmayın.

- Doktorunuzun tavsiyesi dışında başka ilaç kullanmayın.

- Alkol tüketiminden kaçının.

- Eğer ilacın saatini kaçırdıysanız, hatırladığınız anda günlük dozunuzu alın, sonra tekrar normal şemanıza dönün.

- Eğer 1 gün almayı unuttuysanız asla iki doz almayın, normal şemanızdan devam edin.

- 2 gün veya daha uzun süre kullanmayı unutursanız mutlaka doktorunuza danışın.

- Coumadin kullanan kişilerin boks, karate gibi sporlardan uzak durması gerekir.

Coumadinin Yan Etkileri

İlaç dozu fazla olduğu zaman kanamalar olabilir.

- Baş ağrısı ve baş dönmesinden şikayetçiyseniz,

- Traş kesiği ve benzeri yaralanmalarda kanamanız pıhtılaşarak durmuyorsa,

- Burun kanamaları oluyor ve kanama durmuyorsa,

- Dişlerinizi fırçalarken diş eti kanamanız oluyorsa,

- Kan kusuyorsanız,

- Bilinmeyen nedenlerle cildinizde siyah ve mor lekeler oluşuyorsa,

- İdrar renginiz kırmızı ve koyu kahverengiyse,

- Tuvaletinizi yaptığınızda dışkınız siyah veya kırmızıysa,

- Adet döneminde normalin üstünde kanamanız oluyorsa,

- Beklenmeyen ağrı ve şişlikler hissettiğinizde

HEMEN DOKTORUNUZA BAŞVURUN.


Periferik Arter Hastalığı

Periferik Arter Hastalığı, kollara, bacaklara ve iç organlara kan akışını sağlayan atar damarların damar sertliği nedeniyle tamamen veya kısmen tıkanması sonucu oluşan bir hastalıktır.


Kimler Risk Altında?

- 50 yaş üstündekiler,
- Sigara kullananlar,
- Şeker hastaları
- Yüksek tansiyonu olanlar,
- Aşırı kilolu olanlar,
- Kronik böbrek yetmezliği olanlar,
- LDL (kötü kolesterol) ve trigliserit düzeyi yüksek olanlar,
- HDL (iyi kolesterol) düzeyi düşük olanlar risk altındadır.


Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

- Yürüme ile meydana gelen bacak ağrısı,
- Bacaklarda uyuşluk,
- Bacaklarda ve ayakta soğukluk, üşüme hissi,
- Ayaklarda renk değişikliği,
- Ayak sırtındaki tüylerin dökülmeye başlaması,
- İleri vakalarda ayakta açık yaralar oluşması sayılabilir.


Hangi Tedaviler Uygulanır?

- Yaşam ve beslenme şeklinin değiştirilmesi,
- Düzenli egzersiz,
- İlaç tedavisi,
- Anjioplasti,
- Stent takılması,
- Cerrahi girişim sayılabilir.
- Tedavi şekli, hastanın durumuna göre belirlenir.


Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

- Diyetinize dikkat etmelisiniz. Sağlıklı bir diyet kandaki kolesterol ve yağ düzeylerinin normal sınırlarda olmasını, kan basıncının kontrol altında tutulmasını sağlar.

- Sigarayı bırakmalısınız, bırakamıyorsanız profesyonel yardım alabilirsiniz.

- Kolunuza ya da bacağınıza direkt sıcak uygulama yapmamalısınız. His kaybı nedeniyle yanıklara neden olabilirsiniz.

- Uzun süre bacaklarınızı üst üste atarak oturmayınız.(Bu şekilde oturarak kan akımını engellemiş olursunuz.)

- Parmak arası sandaletler kullanmamalısınız.

- Duştan sonra tırnaklarınızı düz olarak kesiniz.

- Ayağınızı, bacağınızı soğuktan korumalısınız.

- Belinizi sıkan giysiler, ayağınızı sıkan çorap ve ayakkabıları giymekten kaçınmalısınız.

- Doktorunuzun verdiği ilaçları düzenli olarak kullanmalısınız.


Anevrizma (Balonlaşma)

Normal bir damar çapının 2 katına ulaşması olarak tanımlanır.

İki önemli soruna yol açar:

-Anevrizmaya bağlı damar duvarının incelerek yırtılması ve kanama meydana gelmesi,

-Anevrizma bölgesinde pıhtı oluşması ve buna bağlı tıkanıklık meydana gelmesi.

Anevrizma en sık kalpten çıkan en büyük damar olan aort damarını etkilemektedir. Bu damar kalpten çıktıktan sonra göğüs kafesi içinde seyretmekte, karına ulaşmakta ve burada bacaklara kan götüren 2 damara ayrılmaktadır. Anevrizma daha çok aortun karın içindeki kısmında olmak üzere her bölümünde görülebilir.


Tanı

Anevrizma hastalarının çoğunda bir şikayet yoktur ve başka hastalıklar için çekilen akciğer filmi, doppler, tomografi gibi tetkiklerle veya muayene sırasında tesadüfen saptanırlar. Bazı hastalar karınlarında kalp atımı ile şişen bir kitle olduğunu fark edebilirler. Hastaların önemli bir kısmı anevrizmanın patlaması ile bulgu verirler. Tanıda bilgisayarlı tomografi en sık kullanılan araçtır.


Tedavi

Anevrizma çapı riskli sayılan boyutlara ulaşmamışsa ilaç tedavisi verilir ve düzenli aralıklarla takip edilir. Takiplerde beklenenden hızlı bir büyüme varsa veya riskli sayılacak boyuta ulaşmışsa cerrahi müdahale gereklidir. Ameliyatta anevrizma bulunan alan çıkartılarak yerine bir suni greft yerleştirilmektedir. Cerrahinin riskli olduğu düşünülen seçilmiş hastalarda son yıllarda anjio ile bu bölgeye stent yerleştirilerek de tedavi edilebilmektedir.

Anevrizma yırtılması ile gelen hastalar acilen ameliyat edilmelidirler. Fakat ameliyata rağmen bu hastalarda ölüm oranı çok yüksektir.


Toplardamar (Ven) Hastalıkları

Toplardamar (ven) hastalıklarını 3 başlıkta toplayabiliriz:

1.Varisler (variköz venler),

2.Kronik venöz yetmezlik,

3.Derin ven trombozu ve tromboflebit


Varisler

Varis bacak toplardamarlarının genişlemesi, uzaması ve büklümlü hale gelmesi olarak tanımlanır. Kadınlarda erkeklerden daha sıktır. Yaşla birlikte varis görülme olasılığı çok artmaktadır. Derin (kaslar içinde gömülü olanlar) venlerden ziyade yüzeyel (hemen derinin altında) venlerde daha sık olarak görülürler. Variköz venler genellikle baldır ve uyluğun arka kısımlarında fark edilir durumdadır.


Varis nedenleri ve risk faktörleri

-Venlerde artmış kan basıncı (kanın geri dönüşünü zorlaştıran olaylar) -Ven içindeki kapağın hasarlanması veya yetersizliği: Kapaklar, özellikle oksijenden fakir kanın bacaklardan kalbe doğru yerçekimi etkisine karşı kan akımının sağlanmasından sorumludur ve özellikle venlerin kan akımını doğru yönde devam ettirmeleri için önemlidir. Bu sayede venler içindeki kan, hep tek yönlü (kalbe doğru) akar. Normalde kanın geriye kaçmasını engellemek için kapaklar kapanırlar. Sızdıran veya hasarlanmış kapaklar kanın geri kaçarak bacaklarda göllenmesine neden olur, bu da şişlik ve varislerle sonuçlanır. Kapaklara olan hasar kan pıhtısı, konjenital bir bozukluk (doğuştan itibaren var olan bozukluk) veya kronik venöz yetmezlik nedeniyle olmuş olabilir.

Varis gelişimi için risk faktörlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
-Doğuştan zayıf bacak ven kapakları
-İleri yaş
-Ailede varis bulunması
-Derin ven trombozu öyküsü
-Gebelik, özellikle ilk ve son 3 ay boyunca
-Obezite
-Karın içi tümörler
-Sabit pozisyonda uzun süreli ayakta durma


Varislerde şikayet ve belirtiler

-Deri yüzeyinin hemen altında koyu mavi renkli, kıvrıntılı venler

-Deri üzerinde örümcek ağına benzeyen bir grup ince, mor renkli çizgiler (spider -örümcek- venler)

-Bacaklarda ağırlık veya ağrı hissi, kramplar,

-Varisli venin çevresinde yanma, atma veya kaşıntı

-Özellikle ayak bilekleri çevresinde, alt bacaklarda şişlik

Eğer etkilenen bacak bir kazaya maruz kalmışsa (örn. düşme veya diğer bir kaza nedeniyle), kronik venöz yetmezlik ve onun bir komplikasyonu olan bacak ülseri (staz ülseri) gelişebilir. Bacak ülseri bacağın iç yanında bilek seviyesindeki çıkıntı bölgesinde daha çok görülen. açık bir yaradır, ve genellikle küçük, deriye yakın ve ortaya çıkan sinir uçları nedeniyle oldukça ağrılıdır. Eğer tedavi edilmeden bırakılırsa, sonunda tam olarak tedavi edilemez hale gelebilir. Üstüne enfeksiyon da eklenebilir ve olay gangrene kadar gidebilir ve etkilenen bacağın amputasyonuyla (kesilmesiyle) sonuçlanabilir.


Tanı

Günümüzde en sık kullanılan yöntem Doppler ultrasondur. Bu yöntem ile gözle görülemeyen derin toplardamarlar incelenebilmekte, kapak yetersizliği de değerlendirilebilmektedir.


Tedavi

Variköz venlerin tedavi şekilleri birçok faktörlerce etkilenir. Bunlardan bazıları şikayetlerin ciddiyeti, venlerdeki basıncın miktarı ve iltihap olup olmadığıdır. Erken evrelerde, hastalarda etkilenen bacağın fırsat bulundukça yükseltilmesi, ağrı ve şişliği ortadan kaldırmak için destekleyici elastik çorap giymeleri istenebilir. Ancak, bu stratejiler olayı ortadan kaldırmaz.

Küçük variköz venler için skleroterapi(köpük tedavisi)tavsiye edilmektedir. Büyük variköz venler için kullanılmamaktadır.

Bunlar dışında klasik cerrahi, laser gibi yöntemlerle de tedavi yöntemleri mevcuttur.

Cerrahi ve köpük tedavisi de iyi sonuçlar verme eğilimindedir. Ancak variköz venleri olan hastalar, daha sonra tekrarlama riskini azaltmaya yönelik olarak hayat tarzı değişiklikleri yapmalıdır.


Kronik Venöz Yetmezlik, postflebitik sendrom

Kronik venöz yetmezlik (KVY), ayaklarda ve bacaklarda kanın göllenmesiyle sonuçlanacak şekilde bacak venlerinin yetersiz hale geldiği bacak damar hastalığının ilerlemiş evresidir. Bacak venlerinde bir tıkanıklık veya venlerdeki tek yönlü kapakçıklarda bir hasar olduğunda ortaya çıkar. Normal koşullar altında bu kapaklar kanın sadece geriye kalp yönünde akmasını sağlar. Yetersiz kapaklar ise bacaklardan kalbe doğru olan kanın yerçekiminin etkisiyle geriye kaçmasına ve alt tarafta göllenmesine yol açar.


Kronik venöz yetmezlik nedenleri

-Venlerdeki kan akımını tıkayan kan pıhtısı (venöz tromboz), iltihap (flebit) veya hasarlanmış kapaklar

-Bacak yaralanması veya cerrahisi

-Bacak venlerinde kapaklarda hasarlanmaya yol açacak şekilde basınç artışına yol açan obezite

-Hareketsiz olarak uzun süre ayakta durma

-Doğumsal genetik eksiklikler

Dikkatli bir tedavi yapılmaz ise, KVY, bacak ülserlerine ilerleyebilir, KVY’ne eşlik eden bacak ülserleri dış tarafta olabilirse de genellikle ayak bileği iç yüzünde lokalizedir. Ayağın ön yüzünde ve dizden daha yukarıda oluşmazlar.


KVY’in belirtileri

-Bacaklarda veya ayak bileklerinde şişme (ödem)

-Bacaklarda uzun süreli kaşıntı veya ağrı, kramplar

-Derinin kahverengi renk değişikliği, özellikle ayak bilekleri çevresinde

-Derinin inflamasyonu (dermatit)

-Varisler

-Ayak bileklerinde veya daha üst seviyede ağrılı yaralar oluşması (bacak ülserleri, staz ülserleri)


Kronik venöz yetmezliği nasıl teşhis ederiz?

Bir çok vakada, karakteristik şikayetlerin varlığı (örn. ayaklarda şişme, deri renk değişikliği ve yara gelişimi, ülserasyon) KVY tanısını kolayca koydurur. Aşağıdaki durumlar da tanıya yardımcı olabilir:

-Hastanın ve ailesinde ven hastalığı bulunması

-Venöz yetmezlikle ilişkili ülserlerin varlığı ve lokalizasyonu ilave herhangi bir teste gerek kalmadan tanıyı koymaya yeterli olabilir.

-Venöz kan pıhtılarını ve yetersiz venleri tespit etmeye yönelik olarak yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanan doppler ultrason en sık kullanılan yöntemdir. Venografi de eskiden kullanılan şimdilerde çok nadir tercih edilen bir tanı metodudur.

-Ayak bileği-kol indeksi (ABI): Bu test atardamarların kan basıncını koldaki kan basıncıyla karşılaştırır. Venöz hastalıklarla birlikte bulunabilen periferik arteryel hastalıkların taramasında kullanılır. Bu bilgi, tavsiye edilen tedaviyi değiştirebildiği için önemlidir.


KVY için tedavi seçenekleri

Bacakları yükseğe kaldırma: ,Kompresyon çorapları (varis çorapları) giyme:,ilaç tedavisi ve seçilmiş hastalarda cerrahi tedavi uygulanır..

KVY’i olan hastalar doktorlarının tavsiyelerini (örn. bacakları yüksekte tutma ve bandajlama) mutlaka uygulamalıdırlar. Aksi takdirde, bacak ülserleriyle ilgili tekrarlayan problemler, ven iltihabına (flebit) neden olabilir. Bazı hastalar için, hayat boyu kan sulandırıcı tedavi tavsiye edilebilir. Tedavisi zor olan venöz ülserli hastaların tedavilerinin planlanmasında multidisipliner ekipleri olan merkezler genellikle daha başarılıdırlar. Bu ekipler genellikle vasküler cerrahları, plastik cerrahları ve fizik tedavi ile yakın koordinasyonu içerir. Vasküler cerrahlar altta yatan venöz patolojiyi düzeltmek için çalışırlar. Plastik cerrahlar, yara bakımı ve rekonstrüksiyonunu üstlenir, fizik tedavi ise masaj teknikleri ve sofistike bandaj ve uygulamalar ile şişliği azaltırlar.


Derin ven trombozu ve tromboflebit

Tromboflebit, venin inflamasyonu ve beraberinde içinde pıhtı oluşmasıdır.

Tromboflebit çeşitleri
Yüzeyel ven trombozu (YVT)
Derin ven trombozu (DVT).

YVT, deri yüzeyine yakın olarak yerleşmiş venler içerisinde tıkayıcı bir kan pıhtısının oluşmasıdır. YVT genellikle ağrılıdır, fakat bu pıhtılar nadiren koparak kan akımı yoluyla hareket ettikleri için ciddi bir tehlike teşkil etmez.

DVT, genellikle alt bacakta, bazen de alt karın veya kasık bölgesinde, kaslar içerisinde gömülü derindeki venlerin içerisinde tıkayıcı bir kan pıhtısının oluşmasıdır. DVT çok fazla şikayete neden olmamakla birlikte yaygın olarak vene kalıcı bir hasar verir. Ayrıca DVT'de kan pıhtısının tamamının veya bir parçasının koparak kan dolaşımına karışarak organlara gitme riski (emboli) yüksektir. (%50 civarında). Dolaşıma katılan pıhtının akciğerlere gitmesine pulmoner emboli denir ki sonuçları ölümcül olabilir. Nadir olarak, pıhtı eğer kalbe ulaşır ve kalbin sağ tarafı ile sol tarafı arasında bir delik varsa embolizm bu durumda aort yoluyla vücuda dağılabilir ve beyne giderek inmeye yol açabilir.

Bir çok vakada embolizm DVT'nin ilk bulgusudur.


Tromboflebitin nedenleri ve risk faktörleri

YVT veya DVT tanısı alan insanların çoğunluğunda kan pıhtısı oluşumu için en az bir risk faktörü vardır. Birçok vakada, iki veya daha fazla risk faktörü vardır. Bu risk faktörleri arasında şunlar sayılabilir:

- Cerrahi müdahaleler (özellikle ortopedi, beyin cerrahisi ve, büyük damar müdahaleleri)
- Travma, yaralanmalar
- Uzamış hareketsizlik (örn. uzun yatak istirahatleri, bilgisayar başında uzun saatler geçirme)
- Konjenital (doğumsal) aşırı pıhtılaşma sendromları
- Varis bulunması
- Gebelik
- İleri yaş
- Oral kontraseptif (doğum kontrol hapları) ve hormon replasman tedavisi (HRT)
- Yeni geçirilmiş inme
- Kan damarının enfeksiyonu
- Kanama bozuklukları (hemofili)
- İnflamatuar (iltihaplı) barsak hastalığı
- Bazı tür kanserler
- İrritasyona (tahriş) yol açan damar yolları
- Sigara içme
- Obezite
- Tip 2 diyabet (şeker hastalığı)
- Daha önceden tromboflebit geçirme


Tromboflebitin belirti ve bulguları

DVT'li hastaların ancak yarısında, doğrudan DVT ile ilgili belirtiler bulunur:

Bacaklarda şişlik ve hassasiyet (etkilenmiş bölgede olabilir de olmayabilir de)
Deride renk değişikliği
Zonklama veya yanma hissi
Hareket sırasında ağrı
Ateş

Buna karşın, yüzeyel ven trombozu (YVT), DVT kadar ciddi sonuçları olmasa da sıklıkla aşağıdaki belirti ve bulgulara sahiptir:

Etkilenmiş bölgede şişlik ve hassasiyet

Deriden görülebilen ve dokunmaya duyarlı şekilde iltihaplı venler
Derinin hemen altında zonklama veya yanma hissi


Teşhis

Tromboz tanısı tam bir tıbbi hikaye ve fizik muayene ile başlar. Bir takım testler tanıyı doğrulamak için kullanılır. Tanıda ultrason oldukça önemli bilgiler verir. Bu test yüzde 95 doğruluk taşır.

Kan testleri: Bu testler genellikle tromboflebite eşlik eden belli başlı pıhtı çözücü maddelerin varlığını araştırır. Ancak bir kan testi kendi başına tanı koydurmaz.

Tedavi ve önleme

Kan pıhtıları, vücudun pıhtı çözücü mekanizmalarının devreye girmesiyle normal iyileşme sürecinde çoğunlukla çözülecektir, bu yüzden tedaviler genellikle şikayetleri azaltmaya ve pıhtının bir emboli haline gelmesini önlemeye yöneliktir.
Yüzeyel ven trombozu (YVT) tedavisi:

-Sıcak uygulama, anti-inflamatuar ilaçlar, Kompresyon çorapları (varis çorapları)
Derin ven trombozu (DVT) tedavisi:

DVT'de sıklıkla şikayet olmamasına rağmen, kan pıhtısının koparak bir pulmoner emboliye yol açma riski vardır. Bunu önlemeye yönelik kan sulandırıcı, antikoagülan ilaçlar verilir. Tedavi çoğunlukla 6 ay kadar, fakat doktorun isteği ile bazen daha da uzun sürebilir.

Anti-inflamatuar ilaçlar, antibiyotikler, varis çorabı da diğer kullanılabilecek tedavi yöntemleridir.

Sayfa Başı

 

 

Öğretim Üyeleri:

Prof.Dr. Kamil Turan BERKİ (Anabilim Dalı Başkanı)

Doç.Dr. Muhip KANKO

Doç.Dr. Şadan YAVUZ

Yard.Doç.Dr. Ersan ÖZBUDAK

Sayfa Başı

 

© Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi
Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi
41380, Kocaeli
Tel: +90 (262) 303 75 75 / Belgegeçer: +90 (262) 303 70 03
Web Sorumlusu: Hülya ALTAN